Şenay oyunculuğun yakasını bırakmayacakmış

Ünlü model Şenay Akay, 'Pak Panter' filmiyle sinema oyunculuğuna ilk adımını ATTI.

Haber Merkezi Haber Merkezi
Şenay oyunculuğun yakasını bırakmayacakmış
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Objektiflere poz vermeye alışkın biri, "Kamera" dendiğinde ne hisseder?

- His yok. Ekip arkadaşlarım bazen dalga geçiyorlar benimle; "Duygu verirken nasıl bu kadar duygusuz olabiliyorsun" diye. "Kamera" dendiği anda ya da objektifin sesini duyduğum anda rolüme bürünüyorum. Heyecanlanmıyorum, sadece onun hazzını yaşıyorum.

Hep mi böyleydiniz, profesyonelliğin getirisi mi yoksa?

- 14 yaşında modelliğe başladım. O zaman defileye çıkmadan önce bir heyecan ve panik duygusu oluyordu ama sonraki yıllarda kayboldu... Enteresan bir şey. Avantaj da aslında.

Nasıldı nasıl geçti "Pak Panter"in çekimleri peki?

- Kendi adıma söyleyeyim, çok keyifliydi. Bu benim ilk sinema filmim. O yüzden başta hafif bir tedirginliğim vardı. "Neyle karşılaşacağım, nasıl olacak" diye düşünürken ben, çaycıdan makyöze tamamen güler yüzlü ve samimi bir ekiple karşılaştım. Gerçi çok zor zamanlar yaşadık ekip olarak, çünkü İstanbul'un en sıcak zamanlarında güneşin alnında çalıştık. Ama sonuçta bu bizim mesleğimiz ve yapacak başka bir şey yok.

AKIL HASTANESİNDEKİ BİR KATİL OLABİLİRİM

Bunca zamandır bu işin içindesiniz. Oyunculuk adına da çok teklif gelmiştir. Niye bunca zaman "Evet" demediniz ve niye bu filmde inadınız kırıldı?

- Doğru, çok teklif geldi. Ama hem benim projeye inanmam hem de projenin bana uyması gerekiyordu. Bunu hissettiğim için "Pak Panter" teklifini kabul ettim. Filmde çok büyük bir rolüm yok ama sinemada az-çok, küçük-büyük rol olmaz. Ayrıca aksiyon filminde oynamayı her oyuncu ister.

Nasıl bir rol sizinki?

- Benim canlandırdığım Nadya acımasız, duygusuz bir katil. Onunla tek ortak özelliğimiz şu; ikimiz de işimize çok bağlıyız!

Herkes zaman zaman çıldırıp "şunu öldürsem" diyebilir ama yapamaz. Siz de gerçek hayatta olamayacağınız bir kadına mı özendiniz?

- Evet. Gerçekten de insanın öfkeden gözü dönüyor bazen! Hepimizin içinde var bu... Oyunculuk adına bir sürü cümle söylemem tabii yanlış olur. Çünkü yeni başladım bu işe... Benim naçizane fikrim şu; içinde barındırdığın o bastırılmış duyguları yaşayabiliyorsun oyunculukta. Tabii içindeki o katili ortaya çıkarma isteği sadece film için geçerliydi!

Kendinize bir senaryo yazmak isteseniz nasıl bir şey olurdu bu?

- Senaryo yazma yeteneğim olduğunu düşünmüyorum ama akıl hastanesindeki bir katili, şizofreni oynamayı çok isterdim. ıçimde öyle bir istek var.

ROMANTİK BİR KADIN DEĞİLİM

şunu demek istedim; yaşayamayacağımız şeyler oyunculuk sayesinde yaşanıyor ya... Siz de kendiniz için bir senaryo yazıp onu oynasanız... Mesela mutlu bir aşk senaryosu...

- Hayır, ben hiç romantik değilimdir. ınsanları ve duyguları gözlemlemeyi seviyorum. Başkasının yaşamış olduğu duygularla, kendi duygularımı bir araya getirip bağdaştırmaya çalışıyorum. Bununla ilgili kendimce yazdığım küçük yazılar var. Engelli birinin yaşadıklarını, mesela duymayan bir insanın hayatını rol de olsa deneyimlemeyi isterim. Onları çok iyi anlamam tabii ki mümkün değil ama anlamaya çalışırım elimden geldiğince... Yani daha uç karakterleri oynamak isterdim.

14 yaşından beri bu işin içindesiniz ve hiçbir rol içinize sinmiyor. ılginç değil mi?

- Siner gibi olan şeyleri de sonuçta ekibim beğenmedi. Çünkü Pelin, Selin ve Selim'in içine sinmediği zaman benim için tamam olmuyor. Ben "Evet çok istiyorum" desem bile "Hayır Şenay, bu senin için doğru değil" dendiği noktada ben hiçbir şey sorgulamıyorum. Onların içine sinmediği için de açıkçası olmadı bugüne kadar.

Birisine deli gibi aşık olsanız ve ekip istemese?

- Asla!

Ciddi misiniz?

- Asla. Öyle bir şey de tecrübe ettik çünkü ve olmadı. Onlar beğenmezse toka bile almam! Ben çok şanslı bir insanım. Özellikle de bu sektörde çok nadir bulunan bir şey çalıştığınız insanların sizin gerçek dostunuz olması. Dolayısıyla kendimden çok onlara güveniyorum.

OYUNCULUĞUN YAKASINI ASLA BIRAKMAYACAĞIM

Peki siz ekibinize müdahale edebilir misiniz?

- Aaa! Hem de çok! Dışarıdan bakıldığında "Kendine güveni yok mu, kendi başına karar alamıyor mu" gibi yanlıy önyargılar oluşturuyor olabiliriz. Ama güvendiğiniz insanlarla ortak karar aldığınızda başarıya ulaşıyorsunuz.

Bir dönem ortadan kayboldunuz, o da mı ekibinizin kararıydı?

- Evet, o da ekibimin kararıydı. Dediler ki "Sen birazcık otur"... Kurduğumuz şirkete zaman ayırmamız gerekiyordu, içime sinen projelerle ilgili çalışmam ve kendimi hazırlamam gerekiyordu. O niyetle biraz ortadan kayboldum. İyi de geldi, çok dinlendim.

Her şeyi ekibinizle planlayıp programladığınızı söylüyorsunuz. Bundan sonrası için neler planladınız?

- Benim şu anda aşağı yukarı 10 senem planlı, arkadaşlarım tarafından! ınşallah oyunculukta her şey iyi gider, ödüller alırız. Oyunculuktan vazgeçmeye hiç niyetim yok. Nasıl modelliğin yakasını bırakmadıysam, oyunculuğun da yakasını bırakmayacağım!

AŞK BENİM İÇİN ÇOK ZOR İŞ

Hayat size neler öğretti bu zamana kadar?

- Çok klişe ama hiçbir şey bilmediğimi öğretti. Aynı zamanda sabırlı olunması gerektiğini... Hayatta kimin, ne zaman karşına çıkacağını asla bilemiyorsun. Kimseyi hor görmemek lazım. Emeğe saygı duyulmalı.

Peki aşk neler öğretti?

- Hiçbir şey! Çünkü ilişki çok zor bir şey. Annemle babama bakıyorum, babaannemle dedeme bakıyorum, arkadaşlarıma bakıyorum, evet kesinlikle çok zor. Birbirinizi karşılıklı sevip sayacaksınız, aynı anda aynı ülkede, aynı şehirde, aynı zaman diliminde bir arada olacaksınız ve bir şeyleri paylaşabileceksiniz. Yok, çok zor bir şey bu.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi