Video Player is loading.
Current Time 0:00
Duration -:-
Loaded: 0%
Stream Type LIVE
Remaining Time 0:00
 
1x
    • Chapters
    • descriptions off, selected
    • subtitles off, selected
      Haber Merkezi

      21. Yüzyılda Türkiye'nin Bağımlılıklarla Mücadele Seferberliği Paneli'nde konuşan İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Türkiye'nin itibarını zedelemeye çalışan dezenformasyon kampanyalarına tanıklık ettiklerini söyledi.

      Akabinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ilişkin başlatılan yolsuzluk ve terör soruşturmasına ilişkin konuşan Altun, sokak eylemlerini de değerlendirdi.

      Altun açıklamasına, "Karşımızda bağımsız yargı tarafından yürütülen bir yolsuzluk soruşturması ve bu soruşturma kapsamında gündeme gelen vahim iddialar var." sözleriyle başladı.

      Fahrettin Altun, sözlerinin devamında şöyle dedi:

      "SOKAK ŞİDDETİNE ZEMİN HAZIRLAMAK SORUMSUZLUKTUR"

      Yargı sürecini siyasallaştırmaya, yürüyen bir davayı politik bir çekişmenin konusu haline getirmeye, ortadaki vahim iddialara cevap vermek yerine Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef göstermeye, hükümetimizi suçlamaya yönelik kötü niyetli bir çabayla karşılaşıyoruz.

      Yürüyen hukuki bir süreci akamete uğratmak, sokak şiddetine zemin hazırlamak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur, kamu düzenini bozmaktır, toplumsal huzur ve barış ortamını zedelemektir.

      "KANUN TANIMAZLIĞINI TEŞVİK ETMEK KABUL EDİLEMEZ"

      Meşru siyaset zemini milletimizin iradesiyle şekillenmiş, anayasa ile teminat altına alınmıştır. Devletin kurumlarına karşı sorumsuz ve kışkırtıcı çağrılarla sokakları manipüle etmek, vandalizmi, şiddeti ve kanun tanımazlığını teşvik etmek kabul edilemez.

      "ADLİ YARGI SÜREÇLERİNE MÜDAHALE"

      Bu tür çağrılar adli yargı süreçlerine açıkça müdahale çabasıdır. Hak arayışı değil, hukukun üzerinde baskı kurma gayretidir. Bu çağrıları yapanların sokakta yaşanabilecek olası provokasyonlara karşı ne güvenlik açısından ne de siyasi sorumluluk bakımdan kontrol edici bir kapasiteye sahip olmadıkları da açıktır. Bunun örneğini de dün gördük.

      "PARTİ İÇİ LİDERLİK KAVGALARI"

      Parti içi liderlik gibi kaygılarla kendi seçmenlerini puslu, provokasyona açık ve öngörülemez bir siyasi ortama sürüklemektir. Bu sokak çağrılarının ardından terör örgütlerine mensup grupların harekete geçmeye çalıştıklarını üzülerek görüyoruz.

      "MANİPÜLATİF İÇERKLERLE SİSTEMATİK BİR BİÇİMDE ALGI YAPILIYOR"

      Bu süreçlere ne yazık ki yoğun bir dezenformasyon bombardımanıyla, sistematik yalan kampanyaları eşlik ediyor. Son dönemde kamuoyunun, özellikle dijital mecralar üzerinden yönlendirilmek istendiği, gerçekle ilgisi olmayan haberler, manipülatif içerikler ve kasıtlı çarpıtmalarla algı yönetiminin sistematik biçimde yapılmaya çalışıldığı açıkça ortadadır.

      Bu dezenformatif kaynakların bir kısmının yurt dışı kaynaklı olduğunu da açık net bir şekilde biliyoruz. Benzerlerini Gezi olaylarında, deprem sonrasında ve hatta orman yangınları sırasında gördüğümüz organize dezenformatif bir saldırıyla karşı karşıyayız.

      Bu süreçte, yargı kararlarına ilişkin gerçek dışı iddialardan, devlet kurumlarımızı itibarsızlaştırmaya yönelik kurgulanmış içeriklere, kamu görevlilerinin hedef gösterilmesinden, uluslararası kamuoyuna sunulan çarpıtılmış bilgilerle Türkiye'nin itibarını zedeleme çabalarına kadar çok sayıda dezenformasyon girişimine bizzat tanıklık ettik.

      "HAKİKAT DAİMA GALİP GELİR"

      Açıkça söylüyoruz; halkı yanıltan, devlete güvensizlik aşılamaya çalışan, bilgi kirliliğiyle kargaşa üretmek isteyen her yapıyla, her aktörle mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da defalarca altını çizdiği gibi, dijitalleşme çağında özgürlük kadar doğru bilgiye erişim de bir haktır. Bu bağlamda halkımızın dezenformasyon kampanyalarına karşı sağduyulu davranacağına, bu yalanlara teslim olmayacağına ve her zaman hakikatin, doğrunun, adaletin yanında duracağına olan inancımız tamdır.

      Çeşitli algı oyunlarıyla, çarpıtılmış söylemlerle, sahte belgelerle ya da manipülatif videolarla birilerinin kendisini adalet karşısında imtiyazlı bir konuma getirmeye çalışmasına asla müsaade edemeyiz. Hukukun üstünlüğüne, devletin meşruiyetine ve milletin sağduyusuna zarar veren bu dezenformasyon saldırılarına karşı güçlü, bilinçli ve sistematik bir duruş şarttır.

      Bizler de burada İletişim Başkanlığında bilgi kirliliğine, yalan kampanyalarına karşı Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz ile 7/24 esasına göre çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu noktada vatandaşlarımızdan da beklentimiz, yalnızca güvenilir kaynaklardan bilgi edinmeleri, sosyal medyada karşılaştıkları içerikleri sorgulayıcı bir bilinçle değerlendirmeleri ve fitneye hizmet eden hiçbir yapının oyununa gelmemeleridir. Hakikat, daima galip gelir. Biz hakikatin safında durmaya, milletimize doğruları anlatmaya ve devletimizin itibarını korumaya devam edeceğiz.

      "İÇ VE DIŞ GÜVENLİKTE ÖNEMLİ KAZANIMLAR ELDE EDİLDİ"

      Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, Türkiye'nin artık sadece kendi halkına değil, bölgesine ve dünyaya da güven veren bir aktör haline geldiğini anlattı.

      Bu süreçte millet ve devletin el ele, büyük maddi ve manevi fedakarlıklar yaptığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gece gündüz demeden Türkiye üzerinde oynanan oyunları bozduğunu, ülkenin hakikatini tüm dünyanın gözleri önüne serdiğini vurgulayan Altun, "Aynı zamanda Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda, onlarca yıldır güvenlik krizlerine neden olan tehditler birer birer ortadan kaldırılmaya başlandı, iç ve dış güvenlikte çok önemli kazanımlar elde edildi.

      Bu güvenlik ve istikrar başarısı, Türkiye'nin hem bölgesel hem küresel ölçekteki önemini daha da artırmış, etkinliğini perçinlemiştir. Biz bu gerçeğin çoktan farkındaydık ancak Batı dünyasının da artık bu yükselen Türkiye gerçekliğini görmeye başlaması, son aylarda somut biçimde ortaya çıkmıştır." dedi.

      Altun, işte tam da bu küresel kırılma ve bölgesel yeniden şekillenme anında, yabancı basına bilinçli şekilde servis edilen manipülatif görüntülerle Türkiye'nin, istikrarsız, güvensiz ve hukuk dışı bir ülke gibi lanse edilmeye çalışıldığını belirterek, şöyle devam etti:

      "Bu, yatırım ortamımıza, hukuk devleti kimliğimize ve uluslararası itibarımıza yönelik doğrudan bir sabotajdır. Bundan fayda sağlamaya çalışacak aktör ve yapıların yaşananlara farklı kanallardan destek sunma gayretinde olacağı da aşikardır. Bu noktada atılacak her sorumsuz adım, Türkiye'yi dünyada oluşan güvensizlik sarmalına yaklaştıracak ve bu çağrıları yapanları, farkında olmadan Türkiye karşıtı senaryoların piyonu haline getirecektir. Bu tehlikeyi görmek, akıl ve sağduyu ile hareket etmek, sadece hükümetimizin değil, her sorumlu siyasetçinin, her vatanseverin vazifesidir."

      "HİÇBİR MAKAM, KİŞİ, TÜRK ADALET SİSTEMİNİN ÜZERİNDE DEĞİLDİR"

      Fahrettin Altun, kimsenin hukukun üstünde olmadığını, hiçbir kişi ya da kurumun, yargının bağımsızlığına müdahale etme hakkına sahip olamayacağını vurguladı.

      Anayasal düzende teminat altına alınan kuvvetler ayrılığı ilkesinin özünün de tam olarak bu olduğuna dikkati çeken Altun, şunları dile getirdi:

      "Bugün yargı mercilerini hedef göstermeye çalışan, hukuki süreci itibarsızlaştırmak isteyen çevreler, sadece mevcut davaları değil, doğrudan ülkenin huzurunu ve demokrasimizin temel direklerinden biri olan hukuk devletini hedef almaktadır. Hiçbir kişi, makam ya da zümre, Türk adalet sisteminin üstünde değildir. Hukuku itibarsızlaştırmaya çalışmaya ve yargı mercilerini baskı altına almaya yönelik her söylem, adalet sistemine yapılabilecek en büyük kötülüktür.

      Türk yargısının bağımsız ve tarafsız şekilde işlemesi için en fazla mücadele veren kişi, lider, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır. Geçmişte darbe dönemlerinde, vesayet odaklarının yönlendirmesiyle çalışan, milli iradeye sırtını dönen yargı anlayışı, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yapılan reformlarla sona erdirilmiştir.

      Bu kapsamda, yargı süreçleriyle ilgili hükümetimize sorumluluk isnat etmek, bir anlamda yargıyı siyasallaştırmaya çalışanların kendi çelişkileridir. Yargının siyasallaşmasının bedelini geçmişte ağır bir şekilde ödemiş olan Türk milleti ve Türk demokrasisini, aynı çıkmaz yola bir kez daha sürüklemek isteyen zihniyetle mücadele etmek, bizim en büyük sorumluluklarımızdan biri olacaktır."

      Altun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz nezdinde Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu üyesi tüm kurum ve kuruluşlara, büyük bir özveriyle yürüttüğü çalışmalar için şükranlarını sundu.

      Devletin tüm kurumları ile Yeşilay başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları, akademi ve medya kuruluşlarının işbirliğinde, Türkiye Yüzyılı'nda daha sağlıklı bir nesil yetiştirme çalışmalarının güçlenerek devam edeceğine inandığını vurgulayan Altun, "Bilgi ve birikimleriyle oturumlarda katkı sunacak kıymetli panelistlerimize ve programda emeği geçen mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kitabımızın ve gerçekleştireceğimiz panellerin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, yaklaşan Ramazan Bayramı'nın, mazlum Filistin halkı başta olmak üzere tüm İslam alemi için hayırlar getirmesini Allah'tan niyaz ediyorum." ifadesini kullandı.